Kütahya Sosyal Bilimler Lisesi
Köşe Yazarı
Kütahya Sosyal Bilimler Lisesi
 

İbrahim Berkay BİŞGİN - Bedii Mustafa TEKİN - 'Makûs Talihin' Yenildiği Yer: İnönü Muharebeleri

Milli Mücadelemiz sırasında Batı Cephesinde ilerleyen Yunan kuvvetlerine karşı düzenli ordularımızın ilk sınavı olması bakımından İnönü Muharebeleri’nin ayrı bir yeri ve önemi vardır. İlki 6 – 10 Ocak 1921, ikincisi ise 23 – 31 Mart 1921 tarihleri arasında gerçekleşen İnönü Muharebeleri kazandırdığı moral değerlerin yanında ulusal ve uluslar arası alanda da bazı başarılı hamlelerin önünü açmıştır. İnönü Muharebeleri’ni daha iyi anlayabilmek için öncelikle düzenli ordumuzun kurulma sürecine kısaca değinmek gerekir. DÜZENLİ ORDUNUN KURULMASI Milli Mücadelemiz esnasında düşmana karşı ilk direniş hareketi Kuvayı Milliye tarafından verilmiş ve düzensiz birliklerle düşman durdurulmaya çalışılmıştır. Ancak çete savaşı veren ve askerlik bilgi ve disiplininden yoksun bu birlikler düzenli Yunan birliklerini durdurmaya yetmemiştir. Dolayısıyla Mili Mücadelenin devam ettiği 1920 yılında Ankara’da yapılan toplantılarda en çok tartışılan konulardan biri de Kuvayı Milliye’den düzenli orduya geçilmesi fikri olmuştur. Daha Sivas kongresi sırasında Anadolu’daki bütün kuvvetlerin bir araya getirilmesi ve bir komutana bağlanması kararlaştırılmıştı, Ali Fuat Paşa’da bu kararlar neticesinde “Garbı Anadolu Umumi Kuvayı Milliye Kumandanlığına” getirildi. 16.06.1920 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi kararına göre Kuvayı Milliye, Müdafaa-i Milliye teşkilatına bağlanacak ve bütün ihtiyaçlarını hükümet üstlenecekti. 26.06.1920 tarihli ve Mustafa Kemal imzalı kolordu komutanlıklarına gönderilen yazıda Batı cephesi kumandanlığına Ali Fuat Paşa’nın atandığı bildiriliyordu. Bu adımlarla Kuvayı Milliye birlikleri bir otorite altında toplanmaya çalışılıyordu. 24.10.1920 tarihinde Kuvayi Milliye birliklerinin Yunanlılara karşı yaptığı “Gediz Taarruzu ” başarısızlıkla sonuçlandı. Bu durum düzenli ordunun kurulması sürecini hızlandırdı. Bu esnada yıpranan Ali Fuat Paşa Moskova’ya elçi olarak gönderildi. Batı cephesi ikiye ayrılarak önemli kısmı Garp Cephesi , bu cephenin güneyinde kalan kısım da Cenup Cephesi olarak  isimlendirildi . Bakanlar kurulu kararıyla ayrılan cephelere kumandan olarak, İsmet ve Refet Beylere görev verilmesi kararlaştırıldı. Bu kararlar düzenli ordunun kurulmasında önemli bir aşama oldu. ÇERKEZ ETHEM İSYANI Düzenli ordunun kurulmasına karşın tepkiler gelmeye başlamıştı, bunlardan en büyüğü ve önemlisi Çerkez Ethem ve kardeşlerinden yani Kuvayı Seyyare’den gelmiş oldu. Bu tepkiler karşılıklı yanlış anlaşılmalar ve olayın bir yandan bir gurur meselesi, bir yandan  Çerkez Ethem ve kardeşlerinin bir gövde gösterisine dönüşmesi sonucunda bir isyan ile neticelenirken bu isyanın 1. İnönü Muharebesi ile aynı zamana denk gelmesi, Türk ordusunun hem Yunan kuvvetleri hem de Kuvayı Seyyare ile aynı anda mücadele etmesini gerektirmiştir. 1.İNÖNÜ MUHAREBESİ ÖNCESİ Kendi içimizde bunlar yaşanırken karşı tarafın durumu neydi? Bunu anlamak için Anadolu’daki Yunan ilerleyişine de kısaca göz atmak gerekir. 15 Mayıs 1919’ da İzmir’i işgal eden Yunanlar ilerlemeye devam etti ve Milne hattı olarak ifade edilen Ayvalık-Soma- Akhisar- Aydın hattına ulaştılar. 22 Haziran da ileri harekâta geçen Yunan kuvvetleri iki koldan ilerlemeye başladı. Kuzey Grubu 30 Haziran 1920 tarihinde Balıkesir’i , 8 Temmuz 1920 tarihin de ise Bursa’yı ele geçirdi. Salihli- Afyon istikametinde ilerleyen Güney Grubu ise 29 Ağustos 2020 tarihinde Uşak bölgesini ele geçirdi Bu sırada Yunanistan’da yapılan seçimler sonrasında yeni kurulan hükümet ise itilaf devletlerinin güvenini ve desteğini kazanmak için Anadolu’da daha etkili olmaya karar vermişti. Kral Konstantin, meclis açılışında yapmış olduğu konuşmada savaşa devam edileceğini açıkça belirtmişti. Bu sırada Türk kuvvetlerinin 1920 sonlarında Çerkez Ethem İsyanı ile uğraşması da bu siyasi kararların uygulamaya geçirilmesi için uygun bir ortam sağlıyordu. Türk kuvvetlerinin yaklaşık sayıları 4650 kadar olan Çerkez Ethem ve Kuvayı Seyyare birlikleri karşısında büyük bir cephesi bulunuyordu. Bu bilgiler Yunan kuvvetleri tarafından öğrenilmiş ve bir an önce harekete geçmeleri kararı alınmıştı. Yunan cephesinde bunlar yaşanırken Türk cephesinde ise işlerin çok iyi gittiği söylenemezdi. Yeni kurulan düzenli ordunun ihtiyaçlarının karşılanmasında sıkıntılar yaşanıyordu. Düzenli ordunun kurulmasına tepki gösteren bazı isyancıların çıkması da durumu daha da zorlaştırıyordu. Fakat Türk milleti her türlü fedakarlığı yapıyor ülkesine sahip çıkıyordu . İslam , vatan sevgisi ve Türklerin tarih boyunca bir çok devlet kurmasını sağlayan özgürlük anlayışı moral veren unsurlardandı. İNÖNÜ MUHAREBESİ Yunan kuvvetlerinin Bursa civarında toplanmış olan 3. İzmir Kolordusu, 6 Ocak1921 sabahı saat 07.00 da Eskişehir yönünde iki ana koldan saldırıya geçmişti. Bu plan doğrultusunda Yunan kuvvetleri iki koldan ilerleyerek İnönü önünde birleşecekti. Türk kuvvetlerinin amacı Eskişehir’i korumak ve düşmanı geçirmemekti. Bu nedenle 6-7-8 Ocak 1921 tarihlerinde gerçekleşen küçük çatışmalar dışında Türk ordusu yavaş yavaş geri çekilerek Eskişehir Bölgesine yerleşti. Yunan kuvvetleri üç günlük hareketin sonucunda 9 Ocak 1921 tarihinde İnönü mevzilerinin önüne gelmişti. Anastasios Papoulas yönetimindeki 18.000 kişilik Yunan ordusu ve İsmet Paşa önderliğindeki 8.500 kişilik Türk ordusu Eskişehir bölgesinde karşı karşıya geldi. Bir taraftan Yunan kuvvetleriyle uğraşan Türk ordusu diğer cephelerde ise Çerkez Ethem kuvvetlerini geri püskürtmeyi başarmıştı. Savaşın İnönü cephesinde olması bir tesadüften ibaret değildi. Savaşın zamanını seçen Türkler değildi ama savaşın yerini seçen kesinlikle Türklerdi. Türklerin yapmış olduğu plan doğrultusunda Bursa tarafından gelen Yunan kuvvetleri İnönü önlerinde karşılanacaktı. 10 Ocak 1921 sabahı Yunan ordusu taarruza geçti. Yunan ordusunun hâkim olduğu bazı tepeleri alan Türk birlikleri Yunan kuvvetlerini top atışına tuttu. Türklerin yapmış olduğu top atışları nedeniyle bazı tümenleri ile iletişimi kaybeden Yunan kuvvetleri bu durum karşısında diğer tümenlerinin de düzeninin bozulması ihtimalinden çekinen Yunan kuvvetleri daha fazla kayıp vermemek amacıyla Bursa konumuna geri çekilmek zorunda kaldı. Türk ordusu ise birçok ihtiyacı ve eksiğine rağmen dinamik ve kararlı bir şekilde iyi bir savunma yapmıştı. Bu sonuçlarla birlikte Türkler 1.İnönü Muharebesi’nde istediklerine ulaşmış ve çarpışmalardan başarıyla ayrılmışlardı. 1.İNÖNÜ MUHAREBESİ’NİN SONUÇLARI   1. İnönü Muharebesi her şeyden önce düzenli ordunun batı cephesinde kazandığı ilk zafer olması itibariyle önemlidir. Elde edilen zafer TBMM’nin iç durumunu güçlendirmiş aynı zamanda dışarıdaki itibar ve gücünü arttırmış ve askere alım işlemlerini hızlandırmıştı. Bu savaş sonucunda itilaf devletleri planlarını gözden geçirmeye karar vermişti. Aynı zamanda Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması’nın imzalanmasında da elde edilen zaferin payı vardır. “MİLLETİN GERÇEK TEMSİLCİLERİ” SÖZ ALIYOR: LONDRA KONFERANSI(21 ŞUBAT – 12 MART 1921) Birinci İnönü Zaferi, İtilaf Devletleri arasındaki görüş ayrılıklarını arttırdı. Fransızlar Güneydoğu Anadolu’da büyük bir direnişle karşılaşmıştı. İtalyanlar ise Anadolu’nun paylaşımından memnun değildi. Bu nedenle İtilaf Devletleri Sevr Antlaşması’nı yeniden gözden geçirmek, bazı maddelerini değiştirerek TBMM’ye kabul ettirmek amacıyla Londra’da bir konferans düzenlemeye karar verdiler. Konferansa İstanbul Hükumeti ve TBMM Hükumeti birlikte çağrıldı. İtilaf Devletleri’nin amacı, iki hükumet arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanıp istedikleri kararların alınmasını sağlamaktı. Ancak Mustafa Kemal Paşa, millet ve ülke adına tek meşru kuruluşun TBMM olduğunu bildirdi. Sonuçta 21 Şubat – 12 Mart 1921tarihleri arasında toplanan konferansa İngiltere, Fransa, Yunanistan, İtalya, İstanbul Hükümeti ve Mustafa Kemal’in istediği şekilde konferansa doğrudan çağrılan TBMM Hükümeti katıldı.                                                                                                                 İstanbul Hükümeti’nin başında Tevfik Paşa, Ankara Hükümeti’nin başında ise Bekir Sami Bey bulunuyordu. İstanbul Hükumeti adına konferansa katılan Sadrazam Tevfik Paşa, “Söz milletin asıl vekillerine aittir.” diyerek Anadolu Heyeti’ne söz verilmesini istedi ve görüşmelerden çekildi. Görüşmeler sonunda herhangi bir anlaşma sağlanamadı. Ancak Londra Konferansı’na katılan TBMM, İtilaf Devletleri’nce hukuksal açıdan tanınmış ve savaş yanlısı değil, barış yanlısı olduğunu tüm dünya kamuoyuna göstermiş oldu. Aynı zamanda TBMM’nin uluslararası alanda siyasi etkinliği arttı. Türk Kurtuluş Savaşı’nın temel hedefi olan Misak – ı Millî daha geniş kitlelere duyurulmuş oldu.                                MOSKOVA ANTLAŞMASI (16 MART 1921) Antlaşma öncesinde SSCB ile uzun süreden beri devam eden ancak sonuçlandırılamayan görüşmeler vardı. Çünkü Doğu sınırının nasıl çizileceği konusunda ciddi görüş ayrılıkları vardı. Bir süre sonra iki taraf arasında görüş ayrılıkları sona ererken bunda en önemli pay Türk ordularının Doğu'da Eylül 1920'de Ermenileri; Batı'da da, Ocak 1921'de I. İnönü Savaşı'nda Yunanları mağlup etmeleriyle birlikte Ankara temsilcilerinin Moskova'daki pazarlık gücünü artırmış olmasının sağladığı etkiydi. Sonuç olarak taraflar,16 Mart 1921 tarihinde Batum'un Sovyetler Birliği'ne terkedilmesi karşılığında Rusya'nın Türkiye'ye belirli miktarda altın ve silah göndermesi şartıyla anlaştılar. Bu malzemelerin Ankara’ya taşınması işi de o sırada Batum'da ikamet eden Halil Paşa tarafından organize edildi. Büyük sıkıntıları yaşandığı bir dönemde elde edilen bu askeri malzeme Milli Mücadelemizin başarıya ulaşmasında kritik bir önem taşımıştır.            “O şiir bir daha yazılmaz... Onu kimse yazamaz... Onu ben de yazamam... Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete en kıymetli hediyem budur. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.”    İnönü Muharebesi’nin kazanıldığı moral dolu günlerde moral verici bir başka olayda İstiklal Marşı’nın kabul edilmesidir.(12 Mart 1921)   2.İNÖNÜ MUHAREBESİ Yunanlılar, I. İnönü Savaşının kendi aleyhlerine verdiği hazin sonucu unutamadılar. I. İnönü Savaşı’ndan yani Yunanlıların geri çekilmeleriyle sona ermesinden tam 2 ay 12 gün sonra, 23 Mart 1921'de yeniden taarruza geçtiler. İki ordunun da güç durumu öncekinden daha farklı hale gelmişti. Yunanlılar yeni takviyeler almıştı. Türk Ordusu da Ocak-Mart aylarında, teşkilatlanmış ve güç kazanmıştı ama her haliyle Yunan Ordusu askeri teçhizat ve sayı bakımından Türk birliklerinden çok daha üstündü. Ellerinde bulunan daha üstün askeri teçhizata oldukça güvenen Yunanlılar Bursa Cephesi’nden Türk Ordusu’na doğru taarruza geçti. Yunanlılar 26 Mart'ta Afyon’u işgal etti. Yunanlılar ile yakın temas yani düşman üzerine yapılan karşı taarruz İnegöl Cephesi’nde başladı (27 Mart 1921) . Savaş 30 Mart'a kadar 3 gün sürdü. Türk Ordusu büyük güçlükler içinde, ana kuvvetlerin yanı sıra tüm ihtiyat kuvvetlerini de kullanarak, üstün kahramanlıklar gösterdi. 31 Mart'ta düşman cephesinde sarsıntılar başladı. İsmet Paşa bütün birliklerine taarruz emri verdi, akşam üzeri Yunan Ordusu bozguna uğradı ve geri kaçmaya başladı. Sabah olduğu vakit, Genelkurmay Başkan Vekili Fevzi Paşa'ya çektiği telgrafı; "Düşman binlerce ölüleriyle doldurduğu muharebe meydanını muzaffer silahlarımıza terk etmiştir" cümlesiyle bitirmiş ve zaferi müjdelemişti    (1 Nisan 1921). Mustafa Kemal Paşa'nın "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz" övgülü cümlesini taşıyan bir telgrafla tebrikini aldı. Merhum Yusuf Hikmet Bayur, 2. İnönü Zaferi’nin önemini belirtmek üzere şöyle bir karşılaştırma yapar: "Birinci İnönü vuruşması bizim için bir başarıydı ve Batı'da düzenli bir Türk Ordusu'nun oluşturduğunu gösteriyordu... Ancak o, ufak birliklerin çarpışması niteliğinde olup, Ethem'in ayaklanmasından yararlanmak isteyen Yunanlıların, onun yenilmesi üzerine çekilmeleriyle sonuçlanmıştı. Halbuki 2. İnönü Vuruşması diye adlandırılan vuruşmalar kesin bir Türk zaferiyle sonuçlanır. Bu kesin zafer üzerine Genelkurmay Başkan Vekili Fevzi Paşa Büyük Millet Meclisi'nde savaşı ve zaferi anlatır, aynı toplantıda "Fevzi Paşa'nın rütbesi orgeneralliğe yükseltilir. Albay İsmet Bey’de Meclis kararıyla generalliğe terfi ettirilir.   İSMET İNÖNÜ (1884 – 1973) Tam ismi Mustafa İsmet İnönü 24 Eylül 1884 tarihinde İzmir ‘de doğmuştur. Babası Reşit Bey, annesi Cevriye Hanım’dır. Mustafa İsmet İnönü beş kardeşin ikincisidir. Babası Reşit Bey İzmir Adliyesinde sorgu yargıcı yardımcısı olarak çalışır, Reşit Bey’in görevi nedeniyle farklı illere giden İsmet Bey’in ailesi İzmir’den sonra Sivas’a gitmiştir. Mustafa İsmet orada okula başlar. Çocukluk devri olarak Sivas'ı hatırlar Sivas’ta altı ay kadar Mahkeme Çarşısında ilkokuluna gider. Babası da eğitimi ile ilgilenmektedir. İlkokul sonrası karşısında iki seçenek vardır. Ya sivil ortaokula girecektir ya da askeri ortaokula. Sivas şehrinde askeri bir ortaokul da bulunmaktadır. Mustafa İsmet'in askerlik merakı seçimini kolaylaştırır, 1892 yılında askeri ortaokulda eğitimine başlar. Mülkiye lisesinin beşinci sınıfını bitirince babası onu İstanbul'a getirir ve Topçu Lisesinin sınavlarına girer. Okula kabul edilen on iki kişi arasındadır. Lise sınıfları iyi geçer. Askeri liseden önce Mülkiye lisesinde bir sene okuması fayda sağlamıştır. Topçu Harbiye sınıflarında artık hep sınıfın birincisidir. 1903 yılında on dokuz yaşında teğmen rütbesi ile Harbiye'yi bitirir. İyi derece ile bitirenler Erkan- ı Harbiye’ye girer. Mustafa İsmet de Pangaltı'daki Erkan –ı Harbiye’ye girer. 1906 yılında da kurmay yüzbaşı olarak mezun olur. Mustafa İsmet İnönü, Osmanlı ordusunun birçok kademesinde görev alır. Kurtuluş savaşı döneminde Atatürk’ün en yakın silah arkadaşlarından biridir. Adını İsmet İnönü’ den alan 1.İnönü ve 2.İnönü Savaşları’nı yönetir ve başarılı olur. Cumhuriyetin ilanından sonra ise siyasette görev almaya başlar ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk Başbakanı olur. Osmanlı döneminde albay, Cumhuriyet döneminde orgeneral ve eski Genelkurmay Başkanı, cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye'nin ilk Başbakanı, ikinci Cumhurbaşkanı, İstiklal Madalyası sahibi Türk asker ve siyasetçidir. İsmet İnönü 25 Aralık 1973 tarihinde Ankara’da vefat etmiştir. İnönü Şehitliği / Akpınar Köyü : Şehitlik Kütahya – İstanbul ana yolu üzerinde, Akpınar Köyü’nde yola hakim bir tepenin üzerindedir. İnönü Muharebesi şehitlerimiz dualarınızı ve ziyaretlerinizi bekliyor. KAYNAKLAR        Ahmet Vehbi ECER, 2. İnönü Muharebesinin Türk Milletine Kazandırdığı Moral Güç, https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/inonu-muharebeleri/ https://www.beyaztarih.com/milli-mucadele-tarihi/milli-mucadele-donemi-sehitlik-ve-anitlari http://www.bilecik.gov.tr/metristepe-zafer-aniti https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1693322 Hüsnü ÖZLÜ, Harp Raporlarına Göre 1. İnönü Muharebesi’nin Analizi, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı 82, Mart 2012. https://islamansiklopedisi.org.tr/inonu-mustafa-ismet https://tr.wikipedia.org/wiki/Moskova_AntlaC59FmasC4B1#/media/Dosya:Treaty_of_Moscow_1921.jpg https://tr.wikipedia.org/wiki/C4B0smet_C4B0nC3B6nC3BC#/media/Dosya:C4B0smet_Pasa.jpg   İntikam Tepe Şehitliği / Bozüyük:  Dodurga – Bozüyük yolu üzerinde Saraycık ve Karaağaç köyleri arasındadır. Mezarlardan birinin üzerindeki yazı ise şu şekildedir: “126. Alay, 3. Tabur, 9. Birlik Kahramanları burada şehit düştüler. 30–31 Mart 1921. Mezarları zaferlerin beşiği oldu.” ibaresi yer almaktadır. Ayrıca başka bir mermerde “11. Tümenin 126. Alayın 3. Tabur, 9. Bölük Komutanı Afyonlu Subay Ömer Altınay, 2. İnönü Harbinde dört süngü yarası alarak düşman eline esir düşmüştür. Yunan komutanı tarafından bir ağaca bağlanmak suretiyle, üzerine benzin dökülerek yakılmak istenirken, yetişen kuvvetlerimiz tarafından kurtarılmıştır.”     HAZIRLAYANLAR: İbrahim Berkay BİŞGİN / KÜTAHYA AYSEL - SELAHATTİN ERKASAP SOSYAL BİLİMLER LİSESİ 11/D SINIFI ÖĞRENCİSİ Bedii Mustafa TEKİN / KÜTAHYA AYSEL - SELAHATTİN ERKASAP SOSYAL BİLİMLER LİSESİ 11/B SINIFI ÖĞRENCİSİ
Ekleme Tarihi: 07 Mart 2022 - Pazartesi
Kütahya Sosyal Bilimler Lisesi

İbrahim Berkay BİŞGİN - Bedii Mustafa TEKİN - 'Makûs Talihin' Yenildiği Yer: İnönü Muharebeleri

Milli Mücadelemiz sırasında Batı Cephesinde ilerleyen Yunan kuvvetlerine karşı düzenli ordularımızın ilk sınavı olması bakımından İnönü Muharebeleri’nin ayrı bir yeri ve önemi vardır. İlki 6 – 10 Ocak 1921, ikincisi ise 23 – 31 Mart 1921 tarihleri arasında gerçekleşen İnönü Muharebeleri kazandırdığı moral değerlerin yanında ulusal ve uluslar arası alanda da bazı başarılı hamlelerin önünü açmıştır. İnönü Muharebeleri’ni daha iyi anlayabilmek için öncelikle düzenli ordumuzun kurulma sürecine kısaca değinmek gerekir.

DÜZENLİ ORDUNUN KURULMASI

Milli Mücadelemiz esnasında düşmana karşı ilk direniş hareketi Kuvayı Milliye tarafından verilmiş ve düzensiz birliklerle düşman durdurulmaya çalışılmıştır. Ancak çete savaşı veren ve askerlik bilgi ve disiplininden yoksun bu birlikler düzenli Yunan birliklerini durdurmaya yetmemiştir. Dolayısıyla Mili Mücadelenin devam ettiği 1920 yılında Ankara’da yapılan toplantılarda en çok tartışılan konulardan biri de Kuvayı Milliye’den düzenli orduya geçilmesi fikri olmuştur.

Daha Sivas kongresi sırasında Anadolu’daki bütün kuvvetlerin bir araya getirilmesi ve bir komutana bağlanması kararlaştırılmıştı, Ali Fuat Paşa’da bu kararlar neticesinde “Garbı Anadolu Umumi Kuvayı Milliye Kumandanlığına” getirildi. 16.06.1920 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi kararına göre Kuvayı Milliye, Müdafaa-i Milliye teşkilatına bağlanacak ve bütün ihtiyaçlarını hükümet üstlenecekti. 26.06.1920 tarihli ve Mustafa Kemal imzalı kolordu komutanlıklarına gönderilen yazıda Batı cephesi kumandanlığına Ali Fuat Paşa’nın atandığı bildiriliyordu. Bu adımlarla Kuvayı Milliye birlikleri bir otorite altında toplanmaya çalışılıyordu. 24.10.1920 tarihinde Kuvayi Milliye birliklerinin Yunanlılara karşı yaptığı “Gediz Taarruzu ” başarısızlıkla sonuçlandı. Bu durum düzenli ordunun kurulması sürecini hızlandırdı. Bu esnada yıpranan Ali Fuat Paşa Moskova’ya elçi olarak gönderildi. Batı cephesi ikiye ayrılarak önemli kısmı Garp Cephesi , bu cephenin güneyinde kalan kısım da Cenup Cephesi olarak  isimlendirildi . Bakanlar kurulu kararıyla ayrılan cephelere kumandan olarak, İsmet ve Refet Beylere görev verilmesi kararlaştırıldı. Bu kararlar düzenli ordunun kurulmasında önemli bir aşama oldu.

ÇERKEZ ETHEM İSYANI

Düzenli ordunun kurulmasına karşın tepkiler gelmeye başlamıştı, bunlardan en büyüğü ve önemlisi Çerkez Ethem ve kardeşlerinden yani Kuvayı Seyyare’den gelmiş oldu. Bu tepkiler karşılıklı yanlış anlaşılmalar ve olayın bir yandan bir gurur meselesi, bir yandan  Çerkez Ethem ve kardeşlerinin bir gövde gösterisine dönüşmesi sonucunda bir isyan ile neticelenirken bu isyanın 1. İnönü Muharebesi ile aynı zamana denk gelmesi, Türk ordusunun hem Yunan kuvvetleri hem de Kuvayı Seyyare ile aynı anda mücadele etmesini gerektirmiştir.

1.İNÖNÜ MUHAREBESİ ÖNCESİ

Kendi içimizde bunlar yaşanırken karşı tarafın durumu neydi? Bunu anlamak için Anadolu’daki Yunan ilerleyişine de kısaca göz atmak gerekir.

15 Mayıs 1919’ da İzmir’i işgal eden Yunanlar ilerlemeye devam etti ve Milne hattı olarak ifade edilen Ayvalık-Soma- Akhisar- Aydın hattına ulaştılar. 22 Haziran da ileri harekâta geçen Yunan kuvvetleri iki koldan ilerlemeye başladı. Kuzey Grubu 30 Haziran 1920 tarihinde Balıkesir’i , 8 Temmuz 1920 tarihin de ise Bursa’yı ele geçirdi. Salihli- Afyon istikametinde ilerleyen Güney Grubu ise 29 Ağustos 2020 tarihinde Uşak bölgesini ele geçirdi

Bu sırada Yunanistan’da yapılan seçimler sonrasında yeni kurulan hükümet ise itilaf devletlerinin güvenini ve desteğini kazanmak için Anadolu’da daha etkili olmaya karar vermişti. Kral Konstantin, meclis açılışında yapmış olduğu konuşmada savaşa devam edileceğini açıkça belirtmişti. Bu sırada Türk kuvvetlerinin 1920 sonlarında Çerkez Ethem İsyanı ile uğraşması da bu siyasi kararların uygulamaya geçirilmesi için uygun bir ortam sağlıyordu. Türk kuvvetlerinin yaklaşık sayıları 4650 kadar olan Çerkez Ethem ve Kuvayı Seyyare birlikleri karşısında büyük bir cephesi bulunuyordu. Bu bilgiler Yunan kuvvetleri tarafından öğrenilmiş ve bir an önce harekete geçmeleri kararı alınmıştı.

Yunan cephesinde bunlar yaşanırken Türk cephesinde ise işlerin çok iyi gittiği söylenemezdi. Yeni kurulan düzenli ordunun ihtiyaçlarının karşılanmasında sıkıntılar yaşanıyordu. Düzenli ordunun kurulmasına tepki gösteren bazı isyancıların çıkması da durumu daha da zorlaştırıyordu. Fakat Türk milleti her türlü fedakarlığı yapıyor ülkesine sahip çıkıyordu . İslam , vatan sevgisi ve Türklerin tarih boyunca bir çok devlet kurmasını sağlayan özgürlük anlayışı moral veren unsurlardandı.

  1. İNÖNÜ MUHAREBESİ

Yunan kuvvetlerinin Bursa civarında toplanmış olan 3. İzmir Kolordusu, 6 Ocak1921 sabahı saat 07.00 da Eskişehir yönünde iki ana koldan saldırıya geçmişti. Bu plan doğrultusunda Yunan kuvvetleri iki koldan ilerleyerek İnönü önünde birleşecekti. Türk kuvvetlerinin amacı Eskişehir’i korumak ve düşmanı geçirmemekti. Bu nedenle 6-7-8 Ocak 1921 tarihlerinde gerçekleşen küçük çatışmalar dışında Türk ordusu yavaş yavaş geri çekilerek Eskişehir Bölgesine yerleşti. Yunan kuvvetleri üç günlük hareketin sonucunda 9 Ocak 1921 tarihinde İnönü mevzilerinin önüne gelmişti. Anastasios Papoulas yönetimindeki 18.000 kişilik Yunan ordusu ve İsmet Paşa önderliğindeki 8.500 kişilik Türk ordusu Eskişehir bölgesinde karşı karşıya geldi. Bir taraftan Yunan kuvvetleriyle uğraşan Türk ordusu diğer cephelerde ise Çerkez Ethem kuvvetlerini geri püskürtmeyi başarmıştı. Savaşın İnönü cephesinde olması bir tesadüften ibaret değildi. Savaşın zamanını seçen Türkler değildi ama savaşın yerini seçen kesinlikle Türklerdi. Türklerin yapmış olduğu plan doğrultusunda Bursa tarafından gelen Yunan kuvvetleri İnönü önlerinde karşılanacaktı. 10 Ocak 1921 sabahı Yunan ordusu taarruza geçti. Yunan ordusunun hâkim olduğu bazı tepeleri alan Türk birlikleri Yunan kuvvetlerini top atışına tuttu. Türklerin yapmış olduğu top atışları nedeniyle bazı tümenleri ile iletişimi kaybeden Yunan kuvvetleri bu durum karşısında diğer tümenlerinin de düzeninin bozulması ihtimalinden çekinen Yunan kuvvetleri daha fazla kayıp vermemek amacıyla Bursa konumuna geri çekilmek zorunda kaldı. Türk ordusu ise birçok ihtiyacı ve eksiğine rağmen dinamik ve kararlı bir şekilde iyi bir savunma yapmıştı. Bu sonuçlarla birlikte Türkler 1.İnönü Muharebesi’nde istediklerine ulaşmış ve çarpışmalardan başarıyla ayrılmışlardı.

1.İNÖNÜ MUHAREBESİ’NİN SONUÇLARI  

1. İnönü Muharebesi her şeyden önce düzenli ordunun batı cephesinde kazandığı ilk zafer olması itibariyle önemlidir. Elde edilen zafer TBMM’nin iç durumunu güçlendirmiş aynı zamanda dışarıdaki itibar ve gücünü arttırmış ve askere alım işlemlerini hızlandırmıştı. Bu savaş sonucunda itilaf devletleri planlarını gözden geçirmeye karar vermişti. Aynı zamanda Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması’nın imzalanmasında da elde edilen zaferin payı vardır.

“MİLLETİN GERÇEK TEMSİLCİLERİ” SÖZ ALIYOR:

LONDRA KONFERANSI(21 ŞUBAT – 12 MART 1921)

Birinci İnönü Zaferi, İtilaf Devletleri arasındaki görüş ayrılıklarını arttırdı. Fransızlar Güneydoğu Anadolu’da büyük bir direnişle karşılaşmıştı. İtalyanlar ise Anadolu’nun paylaşımından memnun değildi. Bu nedenle İtilaf Devletleri Sevr Antlaşması’nı yeniden gözden geçirmek, bazı maddelerini değiştirerek TBMM’ye kabul ettirmek amacıyla Londra’da bir konferans düzenlemeye karar verdiler. Konferansa İstanbul Hükumeti ve TBMM Hükumeti birlikte çağrıldı. İtilaf Devletleri’nin amacı, iki hükumet arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanıp istedikleri kararların alınmasını sağlamaktı. Ancak Mustafa Kemal Paşa, millet ve ülke adına tek meşru kuruluşun TBMM olduğunu bildirdi. Sonuçta 21 Şubat – 12 Mart 1921tarihleri arasında toplanan konferansa İngiltere, Fransa, Yunanistan, İtalya, İstanbul Hükümeti ve Mustafa Kemal’in istediği şekilde konferansa doğrudan çağrılan TBMM Hükümeti katıldı.

                                                                                                               

İstanbul Hükümeti’nin başında Tevfik Paşa, Ankara Hükümeti’nin başında ise Bekir Sami Bey bulunuyordu. İstanbul Hükumeti adına konferansa katılan Sadrazam Tevfik Paşa, “Söz milletin asıl vekillerine aittir.” diyerek Anadolu Heyeti’ne söz verilmesini istedi ve görüşmelerden çekildi.

Görüşmeler sonunda herhangi bir anlaşma sağlanamadı. Ancak Londra Konferansı’na katılan TBMM, İtilaf Devletleri’nce hukuksal açıdan tanınmış ve savaş yanlısı değil, barış yanlısı olduğunu tüm dünya kamuoyuna göstermiş oldu. Aynı zamanda TBMM’nin uluslararası alanda siyasi etkinliği arttı. Türk Kurtuluş Savaşı’nın temel hedefi olan Misak – ı Millî daha geniş kitlelere duyurulmuş oldu.

                              

MOSKOVA ANTLAŞMASI (16 MART 1921)

Antlaşma öncesinde SSCB ile uzun süreden beri devam eden ancak sonuçlandırılamayan görüşmeler vardı. Çünkü Doğu sınırının nasıl çizileceği konusunda ciddi görüş ayrılıkları vardı.

Bir süre sonra iki taraf arasında görüş ayrılıkları sona ererken bunda en önemli pay Türk ordularının Doğu'da Eylül 1920'de Ermenileri; Batı'da da, Ocak 1921'de I. İnönü Savaşı'nda Yunanları mağlup etmeleriyle birlikte Ankara temsilcilerinin Moskova'daki pazarlık gücünü artırmış olmasının sağladığı etkiydi.

Sonuç olarak taraflar,16 Mart 1921 tarihinde Batum'un Sovyetler Birliği'ne terkedilmesi karşılığında Rusya'nın Türkiye'ye belirli miktarda altın ve silah göndermesi şartıyla anlaştılar. Bu malzemelerin Ankara’ya taşınması işi de o sırada Batum'da ikamet eden Halil Paşa tarafından organize edildi. Büyük sıkıntıları yaşandığı bir dönemde elde edilen bu askeri malzeme Milli Mücadelemizin başarıya ulaşmasında kritik bir önem taşımıştır.        

 

 “O şiir bir daha yazılmaz... Onu kimse yazamaz... Onu ben de yazamam... Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete en kıymetli hediyem budur. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.”

  

İnönü Muharebesi’nin kazanıldığı moral dolu günlerde moral verici bir başka olayda İstiklal Marşı’nın kabul edilmesidir.(12 Mart 1921)

 

2.İNÖNÜ MUHAREBESİ

Yunanlılar, I. İnönü Savaşının kendi aleyhlerine verdiği hazin sonucu unutamadılar. I. İnönü Savaşı’ndan yani Yunanlıların geri çekilmeleriyle sona ermesinden tam 2 ay 12 gün sonra, 23 Mart 1921'de yeniden taarruza geçtiler. İki ordunun da güç durumu öncekinden daha farklı hale gelmişti. Yunanlılar yeni takviyeler almıştı. Türk Ordusu da Ocak-Mart aylarında, teşkilatlanmış ve güç kazanmıştı ama her haliyle Yunan Ordusu askeri teçhizat ve sayı bakımından Türk birliklerinden çok daha üstündü. Ellerinde bulunan daha üstün askeri teçhizata oldukça güvenen Yunanlılar Bursa Cephesi’nden Türk Ordusu’na doğru taarruza geçti. Yunanlılar 26 Mart'ta Afyon’u işgal etti. Yunanlılar ile yakın temas yani düşman üzerine yapılan karşı taarruz İnegöl Cephesi’nde başladı (27 Mart 1921) . Savaş 30 Mart'a kadar 3 gün sürdü. Türk Ordusu büyük güçlükler içinde, ana kuvvetlerin yanı sıra tüm ihtiyat kuvvetlerini de kullanarak, üstün kahramanlıklar gösterdi. 31 Mart'ta düşman cephesinde sarsıntılar başladı. İsmet Paşa bütün birliklerine taarruz emri verdi, akşam üzeri Yunan Ordusu bozguna uğradı ve geri kaçmaya başladı. Sabah olduğu vakit, Genelkurmay Başkan Vekili Fevzi Paşa'ya çektiği telgrafı; "Düşman binlerce ölüleriyle doldurduğu muharebe meydanını muzaffer silahlarımıza terk etmiştir" cümlesiyle bitirmiş ve zaferi müjdelemişti    (1 Nisan 1921). Mustafa Kemal Paşa'nın "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz" övgülü cümlesini taşıyan bir telgrafla tebrikini aldı. Merhum Yusuf Hikmet Bayur, 2. İnönü Zaferi’nin önemini belirtmek üzere şöyle bir karşılaştırma yapar: "Birinci İnönü vuruşması bizim için bir başarıydı ve Batı'da düzenli bir Türk Ordusu'nun oluşturduğunu gösteriyordu... Ancak o, ufak birliklerin çarpışması niteliğinde olup, Ethem'in ayaklanmasından yararlanmak isteyen Yunanlıların, onun yenilmesi üzerine çekilmeleriyle sonuçlanmıştı. Halbuki 2. İnönü Vuruşması diye adlandırılan vuruşmalar kesin bir Türk zaferiyle sonuçlanır. Bu kesin zafer üzerine Genelkurmay Başkan Vekili Fevzi Paşa Büyük Millet Meclisi'nde savaşı ve zaferi anlatır, aynı toplantıda "Fevzi Paşa'nın rütbesi orgeneralliğe yükseltilir. Albay İsmet Bey’de Meclis kararıyla generalliğe terfi ettirilir.

 

İSMET İNÖNÜ (1884 – 1973)

Tam ismi Mustafa İsmet İnönü 24 Eylül 1884 tarihinde İzmir ‘de doğmuştur. Babası Reşit Bey, annesi Cevriye Hanım’dır. Mustafa İsmet İnönü beş kardeşin ikincisidir. Babası Reşit Bey İzmir Adliyesinde sorgu yargıcı yardımcısı olarak çalışır, Reşit Bey’in görevi nedeniyle farklı illere giden İsmet Bey’in ailesi İzmir’den sonra Sivas’a gitmiştir. Mustafa İsmet orada okula başlar. Çocukluk devri olarak Sivas'ı hatırlar Sivas’ta altı ay kadar Mahkeme Çarşısında ilkokuluna gider. Babası da eğitimi ile ilgilenmektedir. İlkokul sonrası karşısında iki seçenek vardır. Ya sivil ortaokula girecektir ya da askeri ortaokula. Sivas şehrinde askeri bir ortaokul da bulunmaktadır. Mustafa İsmet'in askerlik merakı seçimini kolaylaştırır, 1892 yılında askeri ortaokulda eğitimine başlar. Mülkiye lisesinin beşinci sınıfını bitirince babası onu İstanbul'a getirir ve Topçu Lisesinin sınavlarına girer. Okula kabul edilen on iki kişi arasındadır. Lise sınıfları iyi geçer. Askeri liseden önce Mülkiye lisesinde bir sene okuması fayda sağlamıştır. Topçu Harbiye sınıflarında artık hep sınıfın birincisidir. 1903 yılında on dokuz yaşında teğmen rütbesi ile Harbiye'yi bitirir. İyi derece ile bitirenler Erkan- ı Harbiye’ye girer. Mustafa İsmet de Pangaltı'daki Erkan –ı Harbiye’ye girer. 1906 yılında da kurmay yüzbaşı olarak mezun olur. Mustafa İsmet İnönü, Osmanlı ordusunun birçok kademesinde görev alır. Kurtuluş savaşı döneminde Atatürk’ün en yakın silah arkadaşlarından biridir. Adını İsmet İnönü’ den alan 1.İnönü ve 2.İnönü Savaşları’nı yönetir ve başarılı olur. Cumhuriyetin ilanından sonra ise siyasette görev almaya başlar ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk Başbakanı olur. Osmanlı döneminde albay, Cumhuriyet döneminde orgeneral ve eski Genelkurmay Başkanı, cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye'nin ilk Başbakanı, ikinci Cumhurbaşkanı, İstiklal Madalyası sahibi Türk asker ve siyasetçidir. İsmet İnönü 25 Aralık 1973 tarihinde Ankara’da vefat etmiştir.

İnönü Şehitliği / Akpınar Köyü : Şehitlik Kütahya – İstanbul ana yolu üzerinde, Akpınar Köyü’nde yola hakim bir tepenin üzerindedir. İnönü Muharebesi şehitlerimiz dualarınızı ve ziyaretlerinizi bekliyor.

KAYNAKLAR       

Ahmet Vehbi ECER, 2. İnönü Muharebesinin Türk Milletine Kazandırdığı Moral Güç,

https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/inonu-muharebeleri/

https://www.beyaztarih.com/milli-mucadele-tarihi/milli-mucadele-donemi-sehitlik-ve-anitlari

http://www.bilecik.gov.tr/metristepe-zafer-aniti

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1693322

Hüsnü ÖZLÜ, Harp Raporlarına Göre 1. İnönü Muharebesi’nin Analizi, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı 82, Mart 2012.

https://islamansiklopedisi.org.tr/inonu-mustafa-ismet

https://tr.wikipedia.org/wiki/Moskova_AntlaC59FmasC4B1#/media/Dosya:Treaty_of_Moscow_1921.jpg

https://tr.wikipedia.org/wiki/C4B0smet_C4B0nC3B6nC3BC#/media/Dosya:C4B0smet_Pasa.jpg

 

İntikam Tepe Şehitliği / Bozüyük:  Dodurga – Bozüyük yolu üzerinde Saraycık ve Karaağaç köyleri arasındadır.

Mezarlardan birinin üzerindeki yazı ise şu şekildedir:

“126. Alay, 3. Tabur, 9. Birlik Kahramanları burada şehit düştüler. 30–31 Mart 1921. Mezarları zaferlerin beşiği oldu.” ibaresi yer almaktadır. Ayrıca başka bir mermerde “11. Tümenin 126. Alayın 3. Tabur, 9. Bölük Komutanı Afyonlu Subay Ömer Altınay, 2. İnönü Harbinde dört süngü yarası alarak düşman eline esir düşmüştür. Yunan komutanı tarafından bir ağaca bağlanmak suretiyle, üzerine benzin dökülerek yakılmak istenirken, yetişen kuvvetlerimiz tarafından kurtarılmıştır.”

 

 

HAZIRLAYANLAR:

İbrahim Berkay BİŞGİN / KÜTAHYA AYSEL - SELAHATTİN ERKASAP SOSYAL BİLİMLER LİSESİ 11/D SINIFI ÖĞRENCİSİ

Bedii Mustafa TEKİN / KÜTAHYA AYSEL - SELAHATTİN ERKASAP SOSYAL BİLİMLER LİSESİ 11/B SINIFI ÖĞRENCİSİ

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve dorukmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.