Kütahya Sosyal Bilimler Lisesi
Köşe Yazarı
Kütahya Sosyal Bilimler Lisesi
 

Elif İREP - Giriftar Bir Âşık: Yunus

       İnsana bir ömür bahşedilir ve bu ömür insanın yürüdüğü yollara benzer. Yolcu önce bu yollarda emekler ,yürür, koşar …Kimi zaman düşer kimi zaman kalkar .Bu yolların inişi çıkışı, yokuşu çoktur..   Ya yalnız yürünür ya bir hem demle. Bazen gece bazen gündüzdür, sonu bilinmezliktir bu yolun. Karanlık çöktüğünde, sisten göz gözü görmediğinde bir ışık arar insan; doğacak güneşi bekler. Bir fener bekler yolu gösteren. Isınacak bir ateş arar, yüreğinin en derininde  bir nefes … Bir nefes ki gönülde aydınlık bir nefes ki ama gözlerde bir nur. Bir ses arar sonra, öyle bir ses olsun ki kulak tüm cihanı işitsin, yolu duysun ister, o yol ki Hakka giden yoldur. Sonra bir güneş doğar, fenerlerden de parlak bir ışık saçılır sis pus dağılır. Sıcacık bir ateş gönülleri ısıtır. Bir ses işitir kulaklar, anlar ki o sesten önce ses işitmemiş, meğer yollarda yalnız, sessiz sedasız yürürmüş. “Biz gelmedik dava için, bizim işimiz sevda için; dostun evi gönüllerdir, gönülleri yapmaya geldik.” Sonra bir ateş yakar Yunus, gönüller ısınır. ..             İnsan fıtrat üzere doğar. Hakkı tanıma, hakikati öğrenme, kendini bulma üzere dünyaya gelir. Tıpkı Yunus’un dediği gibi kendin bilmek için gelir dünyaya. Yunus Emre de 13.asırda kendini hakkı tanımaya adamış; insanlığı kendini bilmeye, hakikate, yolun doğrusunu öğretmeye adamış bir tasavvuf şairimizdir. İnsanoğlu yapısı gereği bazı bilgileri sonradan çevresinden görerek, bir anlatıcıdan dinleyerek öğrenir. İşte bu yüzden Yunus da anlatır: Sevmeyi, bilmeyi, görmeyi anlatır. Ondan Emredir zaten. İnsana kendisini öğretir, Hakkı anlatır.          İnsanoğlu doğası gereği hatalar yapar, her girdiği yol doğru değildir. Zaman zaman yokuşlardan çıkar ve kendi başına direnemediği zamanlarda fıtri olarak bir şeye inanma, dayanma gücü hisseder. İnsan elinin düzeltemeyeceği sıkıntılardan sonra bir varlık onu görsün, duysun, anlasın, yardım etsin ister. Bu inançtır. Bir yaratıcıya inanma içgüdüsüdür. Kimi zaman sadece dil ile ikrarda kalır bu inanç, Yunus ise kalbe de söyletmeyi öğretir. Yanlışın anlaşılmadığı zamanlarda doğru,  hata yapılarak öğrenilir. Bilerek veya bilmeyerek hata yapmak fıtratta vardır. Ancak hatalar kimi zaman bir yol göstericiyle de doğruya ulaştırılabilir. İnsan sevmiyorsa, bilinmezliğin içine düşmüşse, körelmişse kalp gözü, hak nedir duymuyorsa kulakları, hiç üzülmediyse başkasının acısı için bir manası yoksa aldığı nefesin, yoksa dünya hayatından başkası, bir fener gelmelidir. Yoluna ışık tutmalıdır, çünkü amaç hakkı sevmektir, kaybolmuşu doğru yola iletmektir.         Önce insandır ki insanı sevmeden hakka yaraşır olmak imkânsızdır. İşte bu dava için gelenlere mana olmak için gelmiştir Yunus Emre. Onun derdi dünya değil, onun derdi şu koca kâinatta Allah aşkıdır. Yunus derdi dünya olan için adeta bir dermandır. İnsan zaman zaman kendini fani hayata çok kaptırır. Yanılgılar çukurunda döner durur. O kör çukurda göremez, duyamaz. Bir el uzanmalıdır, kalp gözünü açacak, o çukurdan çıkaracak bir el. Yunus gibi... Anlamların en güzeli, dertlerin en güzel dermanı.          Yunus için dünya değil didar, dava değil mana gerektir. Yaşamak sadece nefes almaktan ibaret değildir aksine yaşamak bir çaba ister. Doğumdan ölüme ömür bir şeyleri anlama çabasıyla geçer. Çünkü anlam nefestir. Ne zaman bir şeyi anladığını hissetsen yaşamaya her defasında yeniden başlarsın. Yürüdüğün yollarda yolcu olarak insana, hatalarına, kendine mana ararsın, en çok da dünyaya mana ararsın. Yunus yürüdüğün bu yolların anlamıdır. Anlarsın, nefes alırsın. Yunus Emre’yi anlamak demek önce kendin bilmektir. Neyim ben? diyebilmektir. Kâinatı bilmeye, kendinden başlamaktır. Emre olabilmektir yani sevmektir. Aşkla bağlanmaktır Hakk’a. Yunus Emre ki bu karanlık dünyaya doğan güneş, buz tutmuş gönüllere bir ateş, hak yolunda yanıp tutuşmaktır. Şimdi bak dünyama; buz tutmuş gönüllere, dermanını arayan dertlere, anlamsızlıklar içinde nefessiz kalıp boğulmuşlara.                                                                                                                                                        İşte şimdi, Yunus gel gör beni aşkın neyledi.
Ekleme Tarihi: 26 Aralık 2023 - Salı
Kütahya Sosyal Bilimler Lisesi

Elif İREP - Giriftar Bir Âşık: Yunus

       İnsana bir ömür bahşedilir ve bu ömür insanın yürüdüğü yollara benzer. Yolcu önce bu yollarda emekler ,yürür, koşar …Kimi zaman düşer kimi zaman kalkar .Bu yolların inişi çıkışı, yokuşu çoktur..   Ya yalnız yürünür ya bir hem demle. Bazen gece bazen gündüzdür, sonu bilinmezliktir bu yolun. Karanlık çöktüğünde, sisten göz gözü görmediğinde bir ışık arar insan; doğacak güneşi bekler. Bir fener bekler yolu gösteren. Isınacak bir ateş arar, yüreğinin en derininde  bir nefes … Bir nefes ki gönülde aydınlık bir nefes ki ama gözlerde bir nur. Bir ses arar sonra, öyle bir ses olsun ki kulak tüm cihanı işitsin, yolu duysun ister, o yol ki Hakka giden yoldur. Sonra bir güneş doğar, fenerlerden de parlak bir ışık saçılır sis pus dağılır. Sıcacık bir ateş gönülleri ısıtır. Bir ses işitir kulaklar, anlar ki o sesten önce ses işitmemiş, meğer yollarda yalnız, sessiz sedasız yürürmüş. “Biz gelmedik dava için, bizim işimiz sevda için; dostun evi gönüllerdir, gönülleri yapmaya geldik.” Sonra bir ateş yakar Yunus, gönüller ısınır. ..

 

          İnsan fıtrat üzere doğar. Hakkı tanıma, hakikati öğrenme, kendini bulma üzere dünyaya gelir. Tıpkı Yunus’un dediği gibi kendin bilmek için gelir dünyaya. Yunus Emre de 13.asırda kendini hakkı tanımaya adamış; insanlığı kendini bilmeye, hakikate, yolun doğrusunu öğretmeye adamış bir tasavvuf şairimizdir. İnsanoğlu yapısı gereği bazı bilgileri sonradan çevresinden görerek, bir anlatıcıdan dinleyerek öğrenir. İşte bu yüzden Yunus da anlatır: Sevmeyi, bilmeyi, görmeyi anlatır. Ondan Emredir zaten. İnsana kendisini öğretir, Hakkı anlatır.

         İnsanoğlu doğası gereği hatalar yapar, her girdiği yol doğru değildir. Zaman zaman yokuşlardan çıkar ve kendi başına direnemediği zamanlarda fıtri olarak bir şeye inanma, dayanma gücü hisseder. İnsan elinin düzeltemeyeceği sıkıntılardan sonra bir varlık onu görsün, duysun, anlasın, yardım etsin ister. Bu inançtır. Bir yaratıcıya inanma içgüdüsüdür. Kimi zaman sadece dil ile ikrarda kalır bu inanç, Yunus ise kalbe de söyletmeyi öğretir. Yanlışın anlaşılmadığı zamanlarda doğru,  hata yapılarak öğrenilir. Bilerek veya bilmeyerek hata yapmak fıtratta vardır. Ancak hatalar kimi zaman bir yol göstericiyle de doğruya ulaştırılabilir. İnsan sevmiyorsa, bilinmezliğin içine düşmüşse, körelmişse kalp gözü, hak nedir duymuyorsa kulakları, hiç üzülmediyse başkasının acısı için bir manası yoksa aldığı nefesin, yoksa dünya hayatından başkası, bir fener gelmelidir. Yoluna ışık tutmalıdır, çünkü amaç hakkı sevmektir, kaybolmuşu doğru yola iletmektir.

        Önce insandır ki insanı sevmeden hakka yaraşır olmak imkânsızdır. İşte bu dava için gelenlere mana olmak için gelmiştir Yunus Emre. Onun derdi dünya değil, onun derdi şu koca kâinatta Allah aşkıdır. Yunus derdi dünya olan için adeta bir dermandır. İnsan zaman zaman kendini fani hayata çok kaptırır. Yanılgılar çukurunda döner durur. O kör çukurda göremez, duyamaz. Bir el uzanmalıdır, kalp gözünü açacak, o çukurdan çıkaracak bir el. Yunus gibi... Anlamların en güzeli, dertlerin en güzel dermanı.

         Yunus için dünya değil didar, dava değil mana gerektir. Yaşamak sadece nefes almaktan ibaret değildir aksine yaşamak bir çaba ister. Doğumdan ölüme ömür bir şeyleri anlama çabasıyla geçer. Çünkü anlam nefestir. Ne zaman bir şeyi anladığını hissetsen yaşamaya her defasında yeniden başlarsın. Yürüdüğün yollarda yolcu olarak insana, hatalarına, kendine mana ararsın, en çok da dünyaya mana ararsın. Yunus yürüdüğün bu yolların anlamıdır. Anlarsın, nefes alırsın. Yunus Emre’yi anlamak demek önce kendin bilmektir. Neyim ben? diyebilmektir. Kâinatı bilmeye, kendinden başlamaktır. Emre olabilmektir yani sevmektir. Aşkla bağlanmaktır Hakk’a. Yunus Emre ki bu karanlık dünyaya doğan güneş, buz tutmuş gönüllere bir ateş, hak yolunda yanıp tutuşmaktır. Şimdi bak dünyama; buz tutmuş gönüllere, dermanını arayan dertlere, anlamsızlıklar içinde nefessiz kalıp boğulmuşlara.                                                                                                                                                       

İşte şimdi, Yunus gel gör beni aşkın neyledi.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve dorukmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.