Gazeteciler Konfederasyonu Başkanı Kolaylı “BAYRAM DEĞİL DAYANIŞMA GÜNÜ”

(İHA) - İhlas Haber Ajansı | 25.07.2014 - 17:20, Güncelleme: 13.11.2023 - 06:33 5306+ kez okundu.
 

Gazeteciler Konfederasyonu Başkanı Kolaylı “BAYRAM DEĞİL DAYANIŞMA GÜNÜ”

 Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, basında sansürün kaldırılışının yıldönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, “Basın özgürlüğünün önündeki engeller kalkmadıkça 24 Temmuzlar bizler için bayram değil, dayanışma günü olacaktır” dedi.  Ülkenin en büyük basın meslek örgütü olan Gazeteciler Konfederasyonu’nun Genel Başkanı Nuri Kolaylı, gazetecilerin onurlu direnişi sonucu 24 Temmuz 1908’de kalkan sansürün, aradan geçen süre içinde maalesef şekil değiştirerek devam ettiğine dikkat çekti. Haber alma ve yayma özgürlüğünün en etkili aracı olan basının, demokrasinin yaşamasını ve gelişmesini sağlayan kurumların başında geldiğini vurgulayan Nuri Kolaylı, halkın sesi olma görevini üstlenen bağımsız ve özgür basının, düşünce özgürlüğünün de en etkili aracı olduğuna dikkat çekti. Kolaylı açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Demokratik sistemin güçlü temeller üzerinde yükselmesi, basın özgürlüğünün korunması ve geliştirilmesine bağlıdır. Bu nedenle basın, her anlamda özgür olmalıdır. Basının özgür olmadığı bir ülkede demokrasi ve insan haklarından söz edilemez.  Basının özgürlüğüne son veren ve basını temel işlevini yapmaktan uzaklaştıran sansür ise, halkın çıkarlarının savunulmasının ve özgür düşüncenin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir. Ülkemizde gerçek anlamda basın özgürlüğünün varlığından söz edebilmek ne yazık ki mümkün değildir.  Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Yasası’nda yer alan basına ilişkin bazı maddeler, Türk basınının özgürlüklerini kısıtlama ve hatta elinden alma yönündedir.  Türkiye genelinde örgütlenerek basın özgürlüğü için geleceğe umutla bakmamızı sağlayan Gazeteciler Konfederasyonumuza üye 8 federasyon, yaklaşık 80 gazeteciler cemiyeti ve bu kurumlara üye 20 bini aşkın meslektaşımızla birlikte, basın özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılacağı güne kadar 24 Temmuzları bayram değil, dayanışma günü olarak kutlayacağız.”   24 Temmuz’un anlamı:  II Abdülhamit tarafından 24 Temmuz 1908’de İkinci Meşrutiyet ilan edildi. 2. Meşrutiyet’in ilan edilmesinin ardından Osmanlı Matbuat Cemiyeti adıyla örgütlenmiş gazeteciler, 1876’dan kalma sansür kararnamesini uygulamama kararı aldı. Buna göre;  sansür memurlarına yayından önce gazeteler kontrol ettirilmeyecekti. Meşrutiyetin ilan edildiği günün gecesinde İkdam gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet ile Sabah Gazetesi sahibi Mihran Efendiler, gazete provalarını görmek için gelen sansür memurlarını aynı sözlerle geri çevirdiler: “Gazeteler hürdür, sansür yasaktır.” 25 Temmuz 1908 sabahı dağıtılan gazeteler farklıydı artık. Uzun yılların ardından ilk kez sansür memurlarının değil gazetecilerin tercihlerine göre basılmışlardı. Özgürce yayımlanan gazetelere halkın ilgisi de büyük oldu. Bazı gazeteler satışlarını 2 binlerden 5 binler düzeyine çıkardı. Fiyatı 10 kuruş olan İkdam karaborsada yarım liraya kadar alıcı bulabildi. Bir ay içinde 200 yeni gazete için yayın hakkı alındı. 24 Temmuz bir anlamda gerçek gazeteciliğin patlama yaptığı gündü. Bu nedenle 24 Temmuz Cumhuriyet Dönemi’nde Türk basınından sansürün kaldırılması ve basın bayramı olarak ilan edildi. “ ifadelerini kullandı. DORUK
 Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, basında sansürün kaldırılışının yıldönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, “Basın özgürlüğünün önündeki engeller kalkmadıkça 24 Temmuzlar bizler için bayram değil, dayanışma günü olacaktır” dedi.  Ülkenin en büyük basın meslek örgütü olan Gazeteciler Konfederasyonu’nun Genel Başkanı Nuri Kolaylı, gazetecilerin onurlu direnişi sonucu 24 Temmuz 1908’de kalkan sansürün, aradan geçen süre içinde maalesef şekil değiştirerek devam ettiğine dikkat çekti. Haber alma ve yayma özgürlüğünün en etkili aracı olan basının, demokrasinin yaşamasını ve gelişmesini sağlayan kurumların başında geldiğini vurgulayan Nuri Kolaylı, halkın sesi olma görevini üstlenen bağımsız ve özgür basının, düşünce özgürlüğünün de en etkili aracı olduğuna dikkat çekti. Kolaylı açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Demokratik sistemin güçlü temeller üzerinde yükselmesi, basın özgürlüğünün korunması ve geliştirilmesine bağlıdır. Bu nedenle basın, her anlamda özgür olmalıdır. Basının özgür olmadığı bir ülkede demokrasi ve insan haklarından söz edilemez.  Basının özgürlüğüne son veren ve basını temel işlevini yapmaktan uzaklaştıran sansür ise, halkın çıkarlarının savunulmasının ve özgür düşüncenin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir. Ülkemizde gerçek anlamda basın özgürlüğünün varlığından söz edebilmek ne yazık ki mümkün değildir.  Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Yasası’nda yer alan basına ilişkin bazı maddeler, Türk basınının özgürlüklerini kısıtlama ve hatta elinden alma yönündedir.  Türkiye genelinde örgütlenerek basın özgürlüğü için geleceğe umutla bakmamızı sağlayan Gazeteciler Konfederasyonumuza üye 8 federasyon, yaklaşık 80 gazeteciler cemiyeti ve bu kurumlara üye 20 bini aşkın meslektaşımızla birlikte, basın özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılacağı güne kadar 24 Temmuzları bayram değil, dayanışma günü olarak kutlayacağız.”   24 Temmuz’un anlamı:  II Abdülhamit tarafından 24 Temmuz 1908’de İkinci Meşrutiyet ilan edildi. 2. Meşrutiyet’in ilan edilmesinin ardından Osmanlı Matbuat Cemiyeti adıyla örgütlenmiş gazeteciler, 1876’dan kalma sansür kararnamesini uygulamama kararı aldı. Buna göre;  sansür memurlarına yayından önce gazeteler kontrol ettirilmeyecekti. Meşrutiyetin ilan edildiği günün gecesinde İkdam gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet ile Sabah Gazetesi sahibi Mihran Efendiler, gazete provalarını görmek için gelen sansür memurlarını aynı sözlerle geri çevirdiler: “Gazeteler hürdür, sansür yasaktır.” 25 Temmuz 1908 sabahı dağıtılan gazeteler farklıydı artık. Uzun yılların ardından ilk kez sansür memurlarının değil gazetecilerin tercihlerine göre basılmışlardı. Özgürce yayımlanan gazetelere halkın ilgisi de büyük oldu. Bazı gazeteler satışlarını 2 binlerden 5 binler düzeyine çıkardı. Fiyatı 10 kuruş olan İkdam karaborsada yarım liraya kadar alıcı bulabildi. Bir ay içinde 200 yeni gazete için yayın hakkı alındı. 24 Temmuz bir anlamda gerçek gazeteciliğin patlama yaptığı gündü. Bu nedenle 24 Temmuz Cumhuriyet Dönemi’nde Türk basınından sansürün kaldırılması ve basın bayramı olarak ilan edildi. “ ifadelerini kullandı. DORUK
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve dorukmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.