Yazı Detayı
16 Mart 2020 - Pazartesi 16:56 Bu yazı 61 kez okundu
 
Kudüs’ ün Sırrı
Muttalip KORKMAZ - Bana Göre
kutahyadorukgazetesi@gmail.com
 
 

Uzun yıllardır ateş çemberi halinde olan Kudüs neden bu kadar önemseniyor?  Neden Kudüs savaş halinde, her taraf çatışma, taş, gaz bombası ve silah patlaması ile dolu? Paylaşılamayan ne? İnsanlar neyi kaptırmama mücadelesi içinde?

Bu ve bunun gibi bir çok soru var hepimizin kafasında. Kudüs stratejik bir konuma sahip değil. Petrol veya diğer kıymetli madenlere de sahip değil. Doğa güzelliği de yok. Verimli tarım alanları hiç yok. Peki Kudüs’ün sırrı ne? Neden uğruna bu kadar kan dökülüyor? Kadın erkek, yaşlı çocuk demeden insanlara hunharca,gaddarca ve insafsızca saldırmanın sebebi ne?

Sevgili dostlar; bu soruları biraz araştırdığımızda, bu konuda biraz inceleme yaptığımızda sorunun tek cevabının Kudüs’ün kutsal bir mekan olarak kabul edilmesi olduğunu görüyoruz. Üç din inancına göre Kudüs kutsal bir mekan, her üç din peygamberine şahitlik yapmış, daha bir çok peygamberin yaşadığına inanılan yer Kudüs.

Şimdi bu kutsallıkları inceleyelim;

Yahudilerin, Hz.Süleyman’ ı Hz.Musa’ dan daha çok önem verdiği anlaşılıyor.İsrail’in Filistin topraklarında yayılmacı bir politika izlemesinin ardında yatan gerçek,Kudüste olduğuna inanılan Hz.Süleyman tapınağını (saray) yeniden ortaya çıkarıp, Mesih (AS) ‘ın gelişini hızlandırmak.Onlar kendilerini seçilmiş kavim olarak görüyorlar. Kudüs’teki ağlama duvarındaki ağıtlarının sebeplerinden birisi Hz.Süleyman’ ın tapınağını ortaya çıkarmakta geç kalınması…Tapınağı ortaya çıkarmak için İsrail maalesef mescidin altını kazıyor.

Siyonizm anlayışındaki İsrail arkasına ABD yi kafasında oluşturduğu Büyük İsrail projesini uygulamak uğruna, insanlık dışı katliamlar yapıyor, bölgeyi karıştırma uğruna Terör örgütleri kuruyor bunlara destek oluyor.

İslamiyet için de Kudüs, Hz.Muhammed (SAV) efendimizin Miraç hadisesinin olduğu mekan. Burada Kubbetül Sahra’ nın altında Miraca yükseldiği muallak taşı mevcut. Mirac hadisesi gerçekleşirken Peygamberimizin yürüdüğü yerler ile Burak isimli bineğe bindiği yer olan Kudüs aynı zamanda Müslümanların ilk kıblesi ve Kuran’ da da övülmüştür.

Aynı zamanda Hıristiyanlar içinde önemli olan bu şehir, Kubbetül Sahra’ nın bulunduğu avluda Kıyamet kilisesi’ ni barındırıyor. Hz.İsa’ nın çarmıha gerildikten sonra getirilip defin işlemlerinin yapıldığı yer burası ve aynı zamanda de göğe yükseldiği yer. Da Vinci’ nin ünlü tablolarından son akşam yemeği tablosuna konu olan Hz.İsa’ ın çarmıha gerilmeden bir gün önce havarileri ile son kez yemeğini yediği mekânında burada olduğuna inanılıyor.

Üç dinin ortak paydaşında buluşan Hz.İbrahim’in ve ailesinin mezarları, Halilürrahman camii’ nin içerisinde. Bu caminin altında büyük bir mağara var. Hadisi şerifle desteklenen mağarada üç bin civarında Peygamberin yattığı belirtiliyor. Bu ve buna benzer daha birçok gizemler, tarih sahnesinde ön sıralarda olan Kudüs’ ün önemini bizlere gösteriyor.

Birde birçok insanımızın yanlış tanıdığı Sultan Abdülhamit Hanın Kudüs sahiplenmesini sizinle paylaşmak istiyorum. Siyonist lider Theodor Herzl, Osmanlı Devleti'nin siyasi ve ekonomik bakımdan zor şartlar altında bulunduğunu, Devlet'in aşırı dış borç yükü altında ezildiğini çok iyi biliyordu. Bunun için de mali ve siyasi destek talebinin asla geri çevrilemeyeceğini düşünüyordu. Etkili çevreleri ve önemli dostlarını devreye sokarak Sultan II. Abdülhamit ile görüşme imkanı buldu: Yahudilerin çeşitli dünya ülkelerinde maruz kaldıkları, zulüm, işkence ve katliamları uzun uzun anlattı. Osmanlı Devleti'nin Yahudilere gösterdiği hoşgörü ve merhametten dolayı şükranlarını arz etti. Sadece Filistin'de yurt edinebilmeleri için küçük bir miktar arazi satılması ve yarı bağımsız aristokratik bir Cumhuriyet kurulmasına izin verilmesi  karşılığında Her alanda Osmanlı Devletini desteklemeyi, Osmanlı Devleti'nin bütün dış borçlarını ödemeyi ve 5 milyon altın vermeyi teklif etti. Sultan II. Abdülhamit, Theodor Herzl' in bu tekliflerine: “Osmanlı ülkesinin her yerinde Yahudilerin ikamet etmekte olduklarını, eğer İsrail oğullarının yer yüzünde barınacak bir yerleri yok da, Türklüğün eyaletine iltica ediyorlarsa Irak, Suriye ve hatta Anadolu'da bile oturabilecekleri; fakat Yahudilerin Filistin'e yerleşmelerinin söz konusu olamayacağı…”cevabını verir. Theodor Herzl'in ısrarlı talepleri ve destek vaatlerini arttırması üzerine Sultan II. Abdülhamit, şu tarihi cevabı verir:

“Ben bir karış toprak dahi satmam, çünkü bu vatan bana değil milletime aittir. Dünyanın bütün devletleri ayağıma gelse ve bütün hazinelerini kucağıma dökseler size bir karış yer vermem. Ecdadımızın ve milletimizin kanıyla elde edilen bir vatan para ile satılamaz… derhal burayı terk edin.” Diyerek makamından kovar. Tarihlerin kasden kötü olarak tanımladığı Abdülhamit Hanın satmadığı bu toprakların bir bölümünü Araplar sattı. Şimdi tekrar geri almak için savaş veriliyor, kan dökülüyor. Bu da işin bir başka önemli boyutu.

Evet sevgili dostlar; her üç din açısında kutsal sayılan, binlerce peygamberin yattığına inanılan,    böylesine bir mekanda kavganın, günümüzde karışıklığa, kaosa ve insanların birbirlerini öldürmesinde araç olarak kullanıldığı üzülerek görüyoruz. Dövüşün ve savaşın hiç anlamı yok. Dinler insanların Allaha yakınlaşmasını sağlamalı. Biliyoruz ki Allah insanların katledilmesini, birbirilerini öldürmesini emretmez. Bu yüzden mevcut durumun bir an önce düzeltilerek her üç dine mensup olan insanların insanca dini vecibelerini yerine getireceği bir ortamda insanca ibadet etmelerine imkan sağlanmalıdır. Artık Kudüs’ün sinsi dış emellere alet edilmeye, silah tüccarlarının rant bölgesi olmaya ve bölgenin sömürülmesinde kullanılmaya son verilmeli. Kudüs’te  vahşice devam eden insanlık kanı akması durdurulmalıdır. Bunun için de Müslümanların, egemen güçlerin maşası olmak, iktidar olmak uğuruna onların piyonu olmayı kabul etmek yerine,  gerçek olarak islam birlikteliğine ihtiyaç var. Hepinize iyi haftalar…

 
Etiketler: Kudüs’, ün, Sırrı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Nisan 2020
Korana'nın Öğrettikleri
15 Okunma.
16 Mart 2020
Mevsimler ve İnsanlar
157 Okunma.
05 Mart 2020
Vergi ve Vergi Haftası
173 Okunma.
23 Şubat 2020
Dün Dündür, Bugün Bugündür
207 Okunma.
23 Şubat 2020
Korona mı? Korna mı?
217 Okunma.
24 Ocak 2020
Gençler, Ebebeynlerinizin Kıymetini Bilin
144 Okunma.
27 Aralık 2019
İyi Yaşamanın Anahtarı
140 Okunma.
17 Aralık 2019
Dost ve Stratejik Ortak ABD III
128 Okunma.
19 Kasım 2019
DOST ve STRATEJİK ORTAK ABD II
286 Okunma.
04 Kasım 2019
DOST ve STRATEJİK ORTAK ABD
223 Okunma.
23 Ekim 2019
İhanet mi, Hıyanet mi?
252 Okunma.
07 Ekim 2019
İnsan Manzaraları
392 Okunma.
12 Eylül 2019
Hayat mı Acımasız, İnsanlar mı?
498 Okunma.
10 Eylül 2019
Eğitim ve Öğretim
274 Okunma.
23 Ağustos 2019
İSRAF
354 Okunma.
10 Ağustos 2019
Kahvenin Sağlıkla Olan İlişkisi
306 Okunma.
28 Temmuz 2019
İtibar Bir Felsefedir
239 Okunma.
06 Haziran 2019
Mutluluğu Aramak
651 Okunma.
23 Mayıs 2019
Vefa, Sadece İstanbul’da, Bir Semt Değildir
333 Okunma.
09 Mayıs 2019
Anneler Günü
555 Okunma.
09 Mayıs 2019
Hayatın Gerçek Anlamı
440 Okunma.
23 Nisan 2019
Gerçek Güç, Halkın Gücüdür
516 Okunma.
15 Nisan 2019
Kötü Algı
517 Okunma.
28 Mart 2019
İslam Dünyasından Kaynaklanan Terör
526 Okunma.
18 Mart 2019
Milli Şairimiz Mehmet Akif’i, Anmak ve Anlamak
430 Okunma.
05 Mart 2019
Özeleştiri Güzeldir
423 Okunma.
05 Mart 2019
Yaşlıların, Ücretsiz Seyahat Etme Hakkı
390 Okunma.
31 Ocak 2019
Hayat Başarısızlıklarla Doludur..
529 Okunma.
03 Ocak 2019
Yeni Yıl Safsatası
504 Okunma.
27 Ekim 2018
Gönül İnsanlarının Gönülden Yaptıkları
1007 Okunma.
09 Ekim 2018
Güneşi Tanımak, Dünyayı ve Evreni Hayal Etmek
655 Okunma.
Haber Yazılımı