Yazı Detayı
10 Temmuz 2020 - Cuma 21:26 Bu yazı 151 kez okundu
 
İhtiyar Kent Kütahya’da Diyojen Olmak (!)
Özlem ERTEM - Özlem'in Kaleminden
kutahyadorukgazetesi@gmail.com
 
 

Bu yazımda sizlere; dost meclislerinde sohbet esnasında sıkça konuşulduğuna şahit olduğumuz bir konudan:  “ Kütahya gelişmiyor, Eskişehir-Uşak bizden küçüktü şimdi ise boynuz kulağı geçti, işsizlik had safhada, hiç genç kalmadı” şeklindeki, 7den 70 e tüm Kütahyalıların sitemine değineceğim.

Genç nüfus Kütahya’da yaşamak istemiyor, kaçıyor! Özellikle de Yüksek Öğrenim için farklı şehirlere gitmiş olanlar genç beyinler, eğitim göçü olarak çıktıkları bu yolu, eğitimleri bittiğinde radikal bir kararla tamamen beyin göçüne çeviriyor ve doğup büyüdükleri Kütahya’yı tamamen terk ediyor.

Gençler işsiz ve hiçbiri diplomalı bir işsiz olarak aylak aylak Sevgi Yolunda dolaşmak istemiyor. İş sahasının zaten dar olduğu Kütahya’da nedense gençlere yönelik yeni iş sahaları oluşturmak ile ilgili bir çalışma yapılmıyor. En tepedekinden yerel yönetimine kadar, herkes mi kör sağır oldu?

Bu konuda, Altıntaş ilçesinde ülkemizin ilk bölgesel havalimanı olan Zafer Havalimanının hemen yanında yapılacak olan Zafer OSB, bir umut ışığı olarak görülse bile beklenen vaatleri kaç yıl sonra karşılayabileceği belli değil. Keza, belli başlı yatırımcıların teşvikler sonucu duruma müdahil olması ile birlikte iş sahasındaki seçenek azlığı da gözden kaçmıyor.

Adeta emekliler şehri haline gelmiş olan Kütahya; hemen yakınındaki Eskişehir, Uşak ve Afyon gibi çevre illere nazaran gelişmede sınıfta kaldı. “ Doğduğun yer değil, doyduğun yer memleketindir” düşüncesinin baskın gelmesi sebebiyle, gidenlerin ardında kalan bir avuç genç ve bir yığın emekliden oluşan ihtiyarlamış bir şehir.

Özel sektör yatırımcılarının ve teşviklerinin azlığı, yıllardır süregelip herkesçe bilinen rant savaşları, eski tip feodal sistemleri hatırlatmıyor mu? Hızla artan beyin göçünün önüne geçilebilmesi için, İş insanlarının ve yönetimde etkili olan herkesin, elini taşın altına koyma vakti gelmedi mi? Diyojen’in çok kişi tarafından biline bir hikayesi ile durumu örneklendirmek mümkün…

Diyojen

Diyojen, İskender’e ayağa kalkmadı. Hiç istifini bozmadı. Binlerce insan, İskender geliyor diye kırılıp geçiyorken o, yerinden kımıldamadı bile.

“Sen ne yapıyorsun, gelenin kim olduğunu bilmiyor musun?” tartakladılar.

İskender: “Durun, dokunmayın!…

"Görmüyor musun? İskender geliyor diye insanlar yerlere yatıp kalkıyorlar. Sen yoksa İskender’i tanımıyor musun?” dedi.

Diyojen: “Tanıyorum, iyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi.

İskender: “O halde söyle! Kimim, ben?”

Diyojen: “Bendemin bendesisin (esirimin esirisin)” dedi.

İskender sarsıldı. Yerinde duramadı ve atından indi. “Ne demek bu?” dedi.

Diyojen: “Sen, toprak için insan öldürüyorsun. Dünya benim esirim, kölem. Sen de benim köleme köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak?” dedi.

İskender bunu kabullendi. Diyojen’in büyük bir filozof olduğunu anladı ve dedi ki: “Dile benden ne dilersen!”

Diyojen: “Gölge etme başka ihsan istemem.

 
Etiketler: İhtiyar, Kent, Kütahya’da, Diyojen, Olmak, (!),
Yorumlar
Haber Yazılımı